Pages

30 Ağustos 2011 Salı

Uzak, buruk...

Alismaya calismak... Simdi don deseler birak hadi bosver kalkip arkama bakmadan donebilirim. Ama bunun kolay olan oldugunun, cocuk kalmak oldugunun farkindayim. Koltugu, yatagi, masasi, dolabi ve kucuk bir buzdolapla balkonlu bir oda. Baktiginda yasanilasi, hatta bazilarina gore konforlu yorumlari bile yapilabilir. Ama ici bos, ruhsuz ve yalniz. Bugun bayram, eskiden her bayram sabah erkenden kalkar once babam ve annemle bayramlasir sonra babaanneme giderdik. İzmir'de olan cekirdek ailemizden kim varsa orada olurdu, daha da eskiden dedem de vardi... Boyoz, katmer ve yumurtanin asla es gecilmedigi bir kahvalti sofrasi hazirlanirdi. Babaannenin surpriz ev pogacalari ayri bir mutluluk kaynagi olurdu midelere. Biz gurultulu bir aileyiz, sesimiz sokaklardan duyulacak cinsten. Sanki herkes sagirmiscasina bagirarak anlatir da anlatir o sofra basinda, bir yandan Almanya'dakiler aranir tek tek konusulur. Onlar gurbette denir uzulunur, keske siz de olsaydiniz denir. Tum bunlarin arasinda rahmetli dedem babaanneme kadin kis azcik sesini diyen bakislarla ters ters bakar, biz egleniriz... İkinci durak anneannem olurdu, her bayram klasiklesen kalburabastidan yerken cay icerdik. Sonra dayimlar gelir anneannemin kucucuk salonu bir anda senlenirdi. Dedem hep sessizdi o bayramlarda, 'Hosgeldin dedem' diyerek karsilar, elini oper opmez harclik verirdi bana. Yillar gecti, ben buyudum o hala 'hosgeldin dedem' der bana. Ve harclik sikistirir elime gizli bir sefkatle. Bayram sabahlarini sevdim hep ben. Guvende, 'birlikte' hissettigimden belki her bayram sabahi nese oldu bana. O bayram sabahlarinda bir kosede durup etrafi izlerdim hep, tek tek herkese bakar tebessumle hafizama kazirdim onlari. Yillar gectikce resimde eksilen parcalar oldu ve ben hafizamdan cikarip onlari her bayram sabahi, orada varsaydim. Gecmistekiler gibi olmadi ama o bayram sabahlari da nesem oldu. Ve bugun, kalanlarin doldurdugu o resimde simdi de ben yokum. İci bos, yalniz bu odada, nerden gelip nereye gittigini bilmedigim onca insanin yakininda, bu bayram sabahini nesem olmadan yasiyorum bu defa. Cocuk oldugumu hissettigim o her kucaklasmadan cok uzakta buyumek zorunda kaldigimi anlayarak basliyorum gune. Her seyi en derinlerde yasamaktan midir bilmem, ait hissedemedigim bu yere kizgin gozlerle bakiyorum bu sabah. Ve ogreniyorum, hayatta hicbir zaman her istedigin ayni anda olmayacak. Ayni anda hem mutlu hem ozgur olamayacaksin, ayni anda hem sevip hem yaninda bulamayacaksin. Bazen uzaktan bakip uzaktan seveceksin. Bazen ayaga kayip dusecek ama tek basina kalkacaksin. Yuzlesmeler kotudur, yuzlesmeler aci verir.Ben yuzlesiyorum ve aci veriyor... Simsiki tutun yaninizdakilere, mutlu bir bayram olsun bu. Yillar gecerken resimden cokca yuz eksiliyor siz anlamadan. Bir gun donup baktiginizda geriye, her dakikasini yeniden yasamak icin can atarken bulacaksiniz kendinizi, o an geriye alamadiginiz her sey icin caniniz yanacak...

2 yorum:

  1. Çok güzel bir yazı..İnsanın içinde bir şeyleri harkete geçiren, sevdiklerinin en azından sesini duyma isteği yaratan sözler..(Aradım da:) telefonların ucunda aslında birbirine sıkı sıkıya sarılmış ayrı yerlerde, çok uzaklarda iki insan. Burun direklerini sızlatan, iki tarafında karşıya belli etmeden ama burun direğini sızlatan konuşması...)İnsana yaşadığı yanlızlığı, gurbetin zorluğunu hissettiren bir yazı. Okurken burnuma poaça kokuları geldi, o miss gibi türk çayının, aile muhabbetlerinin sıcaklığı. Ne kadar özlediğimi birkez daha anladım.. Zor fakat bunca yıl boyunca yapılmıış planlar, konmuş hedefler. Kalkıpta geri döniyim diyemiyor insan (aslında saçma) ne için bu çaba.. Bazen özeniyorum çiçek çocuklarına..

    YanıtlaSil
  2. never give up :) senn ramazan bayramın döndüğün gün. biz dondurduk zamanı burada. gittiğin hızla geri gelmeni bekliyoruz :)

    YanıtlaSil


Minik adamlarım

Yalnız...

Yükseliş*

Huzur

...

Balıkçı

"İstanbul"

"uzağa,daha uzağa..."

"Ufaklık"

"eski..."

"saklı..."

"Huzur"

"çocuk olmak"

"geride kalan..."

"mutluluk"

"bekleyiş"

"nostalji"