Pages

20 Ağustos 2011 Cumartesi

Part 1- Amsterdam

17 Agustos gunu, Ataturk Havalimaninda baslayan yolculuk Amsterdam Schiphol Havalimaninda son buldu. Yol boyunca durmadan film izledim, gerginligimi perdelemenin bir yoluydu bu tabiki. Ucak dindikten sonra ucaktan ilk ciktigimizda pasaporttan once de ayakustu pasaportlarimiza baktilar ve neden geldigimizi sordular. Ardindan pasaporttan gectik orada da ayni sorular soruldu ve artik resmen Hollanda topraklarina alinmis olduk. Bir sure bavullarimizi bekledikten sonra sorunsuz olarak ciktik. Havalimani bir hayli buyuk ve acikcasi freeshoplari es gecip aninda oradan ciktigima cok pismanim:) uzerimdeki heyecan beni kapiya suruklemis olacak kocaman freeshop alanina bakmadan uzaklastim, siz yapmayin:)
Kalacagimiz yer merkezde Red Light'a yuruyus mesafesindeki The Bulldog'du biz ulasim icin taksiyi sectik ama onemli bir uyari taksiyi normalde asla kullanmayin! Cok pahali hele ki turk parasina cevirdiginiz anda gozleriniz yuvalarindan cikabilir. Cok fazla yukumuz oldugu icin biz oyle bir tercih yaptik ancak devamli seferleri olan ve Amsterdam Central Station'a giden trenler var hem daha ucuz hem de rahat.
Tren deyince bizdeki gibi eski havasiz guvenli gelmeyen trenler canlanmasin gozunuzde saatlerce oturup yolculuk yapabilirsiniz inanin.
Amsterdam Central Station da cok merkezi bir noktada ve her yere rahatlikla ulasabilirsiniz. Cikisinda hemen karsida tourist information office'i var ve gerekli her seyi ( iamsterdam card, harita, ulasim
Biletleri vs.) oradan satin alabilirsiniz.
Ama gunun her saati giselerinde kuyruk oldugunu unutmayin.
Hostel'e geldigimizde nereye geldigimi daha iyi anlamis oldum.
Burada herkesin kafasi guzel :)
Resepsiyondaki cocugun suratinda devamli sapsal bir gulumse vardi, hareketleri yavas ve telassizdi bizdeki otel gorevlilerini aramadim degil :)
Hostele gelince buranin cok meshur bir hosteli, devamli kalabalik ve gurultulu ancak cok merkezi.
Yemek icin ugrarsaniz Club Sand.'den mutlaka deneyin derim enfes.
Onun da disinda kendi Coffeshop'u var ve orasi da bir hayli tutulan bir yer, surekli trafigin yogun oldugu bir girisi var :)
Burada kaldigim surece boyunca genel olarak edindigim izlenimlere gelirsek;
Hep soylerlerdi ama hic bu kadarini hayal etmemistim. Burada inanilmaz bir bisiklet ve bisikletli populasyonu var. Yollarinda en sag ve en sol seritleri bisikletlere ayrilmis sekilde. Ara yollarda sadece bisikletlerin girdigi yollar var ve bisiklet kiralamak bence gayet ucuz. 1 gun boyunca 12euro'ya bisiklet kiralayabiliyorsunuz ve bisikletle her yere gidebilirsiniz.
Biz sehrin icinde dolanmaktan baskan "Vondelpark" 'a gittik.
Vondelpark sehrin icinde her seyden uzaklasabileceginiz bir yer olarak var sanki. Yemyesil alanlar, uzun yillardir oldugu kocaman govdesinden ve yarisi disarida yarisi iceride koklerinden belli devasa agaclar, ordekler ve bisiklete binen, cimlerde uzanmis kitap okuyan insanlar. Cok buyuk oldugundan tadinj cikararak yarim saatte tum cevresini gezebilirsiniz bisikletle.
Amsterdam'da yasasam her gun gelip 1 saat buyuk bir zevkle bisiklete binecegim yer olurdu Vondelpark.
Buraya yakin mesafedeki Heineken'in ilk merkezi var ve simdilerde bir muzeye donusturulmus 16€ vererek bilet aliyor iceri giriyor ve Heineken'la bira hakkinda her seyi ogreniyor, bira tadimina katiliyorsunuz.16€'ya aldiginiz biletle 2 bedava bira hakkiniz oluyor.Dilerseniz iceride istediginiz yaziyi etiketine bastirdiginiz bir Heineken alabiliyorsunuz ya da arka tarafina istediginiz fonu yapip Heineken temali fotograflariniz olabiliyor. Yetmediyse aninda istediginiz kisiye video gonderebiliyorsunuz.
Gercekten cok iyi bir pazarlama taktigi kullanarak, o binayi degerlendirip boyle bir ise girismek muthis akillica. Onunde surekli sira var ve icerideki aktiviteler, secilen uygulamalar, iceri giren herkese, en az birini bile denese ya da shop kismindan tek bir parca dahi alsa illa para harcatiyor. Bir kisi bile gormedim iceride ekstra para harcamadan cikan.
Bir de bizi dusunuyorum, kalksak istanbul gibi bir metropolde turist populasyonu yuksek bir yerde boyle bir yer acsak -ki acamayiz kesin, ama oldu ki actik- 2 gun de ya kapatilir, ya yerden yere vurulur ya da iceri sadece beles bira var diye akin ederler :) Kisaca,Amsterdam'a gelmisken bira sevenler bir ugrasa fena olmaz:)
Bir diğer rotamız "IceBar 4D" oldu ama uyarayım verilen parayı çöpe atın daha iyi, girdikten 5dk sonra dışarı çıktık, küçücük bir alandı ve tek yapılan buz bardaklarda verilen içkiniz buzdan bir heykelin önünde sırayla herkesin fotoğrafının çekilmesi -tabi ki bu fotoğrafı parayla alıyorsunuz- ve sizi dans etmeye zorlamaları. Tam bir fiyasko!
Bisiklet kiralayacaklara küçük bir de uyarım olabilir ; bisiklet kiraladiktan sonra kafanizdan trafigin bir yandan aktigini yaninizdan otobuslerin filan gecebilecegini silip de bisikleti kullanin:)
Ne yazik ki ben kendimi İstanbul sokaklarinda bisiklete biniyormusum sandigimdan kalbim gum gum gittim yollarda. Yillar once bisiklete binmis olmanin da bir acemiligi vardi tabi.
Bazi dar yerlerde inip, bisikleti elimle tasimaya devam etmedim de degil ;)
Bisikleti kiralarken de benim gibi kisa boyluysaniz cocuklara verilen boylarda bir sey kiralamaya hazir olun :)buradakilerin boy ortalamasi malum :)
Gorevli adam bana bakip "a small one for you" diye resmen gulup dalga gecti benle:)
Ben de guldum ne yapayim arkadas:)

Kısa ama gerekli -ya da gereksiz:)- bilgilere gelirsek ;

*Derlerdi inanmazdım burada hemen herkes ingilizce biliyor hatta aksanları hayrete düşürecek kadar iyi olanlar hayli fazla.
*Hiçbir şeyin fiyatını asla ama asla Türk parasına çevirmeyin, kendinize zehir edersiniz anı.
*Taksi tamamen gereksiz bir araç, tramvay ya da trenle her yere kolayca ulaşabilirsiniz.
*Önünde sepeti olan bisiklet almayın, hırsızlık yaygın.
*Aylardan Ağustos olmasına rağmen hava gerçekten serin, şu dönemlerde gelmeyi düşünenlerden uzun kolluları da hazırlasın.
*Suların tadı cidden kötü ama güzel haber GüzelPınar, Hamidiye gibi Türk markalarının sularını bulabileceğiniz yerler "Amsterdam Central Station" dan   "Dam" meydanına yürüdüğünüz yol üzerinde mevcut.
*Tren istasyonunda bavullarınızı koyup bırakabileceğiniz dolaplar kiralayabileceğiniz bir yer mevcut ama fiyatlar hiç de ucuz değil.
*Belki bu döneme denk gelmiştir ancak gözlemlediğim bir şey de, genelde erkek erkeğe gelen gruplar ağırlıkta, hemen aklınıza gay'lerin özgür takılabildiği gerçeği gelmesin =) demek istediğim, Amsterdam sanki Avrupa'nın Las Vegas'ı olmuş ve erkek erkeğe kalkıp buraya gelip tabiri caizse gününü gün edip, hovardalık yapıyor insanlar.  Bu yüzden belki kızkıza bir grup şeklinde buraya geldiğinizde özellikle akşamları hayranlarınız sizi rahatsız edebilir =)
*Sabahın erken saatlerinde yollar bomboş oluyor ve tek başınıza biraz ürkebilirsiniz, misal yanınıza aniden bir kokain satıcısı gelip sizi tedirgin edebilir.
*Amsterdam'ın merkezinde aklınıza gelebilecek her türlü ihtiyacınız için mağazalar marketler var o yüzden aman orada bulamam dediğiniz her şeyi emin olun burada bulursunuz, ha tabi biraz daha pahalı =)
*"HEMA" Hollanda'nın ünlü market zincirlerinden, içinde kozmetikten tekstile, gıdadan elektroniğe her şey var.
*Zara, H&M,Bershka, Lacoste, Nike vs. gibi bildiğiniz, tanıdığınız markalar ne yazık ki burada daha ucuz filan değil, hatta bazı şeyler Türkiye'den pahalı bileseniz. -kızlar üzgünüm :)-
*Ve burası öyle bir yer ki sürekli şu arkadaşlarım da olsaydı, keşke şu da olsaydı bu da olsaydı diyerek orayı, o anı sevdiğiniz insanlarla paylaşarak yaşama ihtiyacı doğuruyor içinizde.

Evet Hollanda macerasından şimdilik aktaracaklarım bu kadar devam edecek ;)



 Bu Amsterdam Haritası, Turist merkezlerinde makinaya para atarak alıyorsunuz. İlaç kutusu şeklinde düşünülen kutusu, haritanın gerekliliğini düşünürsek manidar :)



 Vondelpark


  Hollanda = Bisiklet

 Hollanda = Kanal





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder


Minik adamlarım

Yalnız...

Yükseliş*

Huzur

...

Balıkçı

"İstanbul"

"uzağa,daha uzağa..."

"Ufaklık"

"eski..."

"saklı..."

"Huzur"

"çocuk olmak"

"geride kalan..."

"mutluluk"

"bekleyiş"

"nostalji"