Pages

28 Temmuz 2010 Çarşamba

Fırsat köşesi



Son günlerde  sayıları git gide artan şehre dair fırsatların sunulduğu siteler inanılmaz!


Facebook sayesinde ilkiyle tanışmış sonrasında ordan burdan gelen davetler sayesinde 3 ayrı siteye üye olmuş bulunuyorum:)


Şimdi bu siteler ne yapar ne eder kısaca belirteyim; güzellik merkezinden tutun da boğaz manzaralı nefis cafelere kadar,mağazalardan tutun da  bowling salonlarına kadar farklı farklı yerlerden %80lere kadar indirim imkanı sunuyorlar.


Örneğin;  o günün fırsatı bir güzellik merkezinden el-ayak bakım+ manikür+pedikür 100TL yerine 50TL şeklinde bir fırsat olabilir.Sizin yapmanız gereken belirtilen  zaman aralığında (belki 3 gün belki 5 gün belki 1 gün) o paketi satın almak ve son kullanma tarihine kadar istediğiniz gün ve saatte  kampanyayı kullanmak. Bu kadar basit ve zevkli :)


İster sevgilinizle boğaza karşı şöyle bir şişe şarabı iki sinema bileti  parasına için,


İster kendinize huzurlu bir masajı bir öğlen yemeği parasına ısmarlayın:)


Ne yaparsınız bilmem ama şu sitelerden birine hemen şimdi üye olun ,zaman fırsatları yakalama zamanı ;)




http://www.sehirfirsati.com
http://www.grupfoni.com
http://www.firsatbufirsat.com
http://www.grupca.com

7/24 Kitap okusam :)



OĞULLAR VE RENCİDE RUHLAR 


Yazar:Alper Canıgüz
Yayınevi:İletişim Yayınları


Kitap Hakkında:


Alper Canıgüz'le Portfolio dolayısıyla Ferhat hoca sayesinde tanıştım.Aslında çok da geç kalmış sayılmazdım çünkü henüz 3 kitabı yayınlanmış.İlk olarak bunlardan müthiş karmaşık bulduğum Tatlı Rüyalar'ı okudum.
Şimdi ise ikinci kitap Oğullar ve Rencide Ruhlar'la Alper Canıgüz karşımdaydı.Ve bu kitabı diğerinden çok daha kolay okudum.


Kahramanımız Alper Kamu inanılmaz bir karakter ,inanının onun çocuk olduğuna inanamayacaksınız.Film tadında bir kitaptı bir çırpıda okudum,çok güldüm.
Daha önce içinde geçtiği söylenen "çocuk,insanın atasıdır" sözü ise aklımdan hiç çıkmayacak gibi.
Alper Canıgüz'le tanışmak için geç kalmayın derim :)






DÖNÜŞÜM


Yazar: Franz Kafka 
Yayınevi: Can Yayınevi


Kitap Hakkında:


İlginç,anlaşılması güç,ağır sanırım bu kelimeler kitabı özetlememe yeter.Kitaba başlamadan önce Kafka ismi tek başına biraz ağır bir eserle karşılaşacağımı düşünmeme yetmişti.Yanılmadım.


Kitap baba-oğul ilişkisi üzerine oluşturulmuş demek sanırım yanlış olmaz.
Gregor Samsa'nın bir sabah böceğe dönüşmüş olarak uyandığı öyküyü anlatan bu kitabın, toplumdan soyutlanan ,herkes tarafından dışlanan  insanların hayatlarına bir ayna tutmaya yönelik yazılmış olduğunu düşünüyorum.


Her ne kadar kitabın sonuna doğru ısrarla bir açıklama bekledim durdum,herşeyi bir sonuca bağlayacak bir açıklama ancak çok süpriz şekilde kitap sonlandı.
Yine de okunası bir kitap...




CARRİE GÜNLÜKLERİ 


Yazar: Candace Bushnell
Yayınevi:Artemis Yayınları
Çeviri: Beril T. Uğur


Kitap Hakkında:


Bir Sex and the City fanatiği olarak bu kitabı okumak kaçınılmazdı:)
Şöyle her şeye biraz ara verip sadece gülmek ,kafanızı boşaltmak için en doğru kitap emin olun.


Her yazılan kitaba,her verilen emeğe içeriği ne olursa olsun ve ne anlatırsa olsun yada isterse sadece popüler kültürün bir parçası olsun her zaman saygım var.Çünkü ne olursa olsun yazmak önemli,yazmak zor.
Bu kitap da tam anlamıyla birilerinin çerez diye tabir edebileceği nitelikte bir kitap.Ama öylesine sıcak ki , hemen içine alıyor Carrie'nin yaşadıkları sizi üstelik de kendinizden bir şeyler bulduğunuz o olaylarda kah gülüyor kah sinirleniyorsunuz.


Dedim ya olur da canınız sıkkındır,tad tuz kalmamıştır alın okuyun bu kitabı.Erkeklerin ilgisini çekmez kabul ediyorum :) Kızlar sözüm size...


Ve son bir şey  kitabın kapağı o kadar güzel ki kütüphanemde nasıl da ışıl ışıl durduğunu anlatamam:)





26 Temmuz 2010 Pazartesi

Öğreniyorum vol.5:) Ülkelerin Başkentleri

F.T.'nin kulakları çınlasın, daha önce oturup da hiç ülkelerin başkentlerini araştırmamıştım, oysaki ne büyük bir eksiklikmiş benim için...
Bir yerden başlamak gerekiyordu, Portfolio sen nelere ön ayak oldun böyle :)

BAŞKENTLER:

ABD: WASHİNGTON
Afganistan: KABİL
Almanya: BERLİN
Angola: LUANDA
Arnavutluk: TİRAN
Aruba: ORANJESTAD
Avustralya: CANBERRA
Avusturya: VİYANA
Azerbaycan: BAKÜ
Bahamalar: NASSAU
Bahreyn: MANAMA

Belarus: MİNSK
Belçika: BÜRÜKSEL
Belize: BELMOPAN
Beyas Rusya: MİNSK
Bhutan: THİMBU
Birmanya: RANGOON
Bolivya: LAPAZ-SUCRE
Bosna ve Hersek: SARAYBOSNA
Botsvana: GABORONE
Bulgaristan: SOFYA
Burkina Faso: OUAGADOUGOU
Burundi: BUJUMBURA
Cape Verde: PRAİA
Cibuti: CİBUTİ
Çad: JEMENA
Çek Cumhuriyeti: PRAG
Çin: PEKİN
Danimarka: KOPENHAG
Demokratik Kongo Cumhuriyeti: KİNSHASA
Doğu Timor: DİLİ
Dominik: ROSEAU
Ekvador Ginesi: MALABO
Ekvador: QUİTO
El Salvador: SAN SALVADOR
Endonezya: CAKARTA
Eritre: ASMARA
Ermenistan: ERİVAN
Estonya: TALLİNN-TALİN
Fas: RABAT
Fiji: SUVA
Fildişi Kıyısı: ABİCAN
Fildişi Sahilleri: YAMOUSSOUKRO
Filipinler: MANİLA
Finlandiya: HELSİNKİ
Foroe Adaları: TORSHAVN
Fransa: PARİS
Gabon: LİBREVİLLE
Gambiya: BANJUL
Gana: AKRA
Gine: CONAKRY-BİSSAU
Güney Afrika Cumhuriyeti’nin yönetsel başkenti: PRETORİA
Güney Kore: SEUL
Güney Yemen: ADEN
Gürcistan: TİFLİS
Hırvatistan: ZAGREB
Hindistan: YENİ DELHİ
Hollanda: AMSDERDAM
Honduras: TEGUCİGALPA
Irak: BAĞDAT
İngiltere: LONDRA
İran: TAHRAN
İrlanda: DUBLİN
İspanya: MADRİD
İsveç: STOKHOLM
İsviçre: BERN
İtalya: ROMA
İzlanda: REYKAVİK
Jamiaka: KİNGSTON
Japonya: TOKYA
Kamerun: YAOUNDE-YAU
Kanada: OTTAWA
Katar: DOHA
Kazakistan: ASTANA-AKMOLA
Kenya: NAİROBİ
Kırgızistan: BİŞKEK
KKTC: LEFKOŞA
Kolombiya: BOGOTO
Komor: MORONİ
Kongo Cumhuriyeti: BRAZAVİL
Kongo Demokratik Cumhuriyeti: KİNŞASA-BRAZZAVİLLE
Kuzey Kore: PYONGYANG
Küba: HAVANA
Laos: VİENTİANE
Lesotho: MASERU
Letonya: RİGA
Liberya: MONROVİA
Liehtenstein: VADUZ
Lübnan: BEYRUT
Maceristan: BUDAPEŞTE
Madagaskar: ANTANANARİVO
Makedonya: ÜSKÜP
Maldivler: MALE
Malezya: KUALALUMPUR
Mali: BAMAKO
Malta: VALLETTA
Marşal Adaları: BAİRİKİ
Mısır: KAHİRE
Moritanya: NOUAKCHOTT
Mozambik:MAPUTO
Napal: KATMANDU
Nauru: YAREN
Nijer: NİAMEY
Nijerya: ABUJA-ABUTA
Nikaragua: MANAGUA
Nive: ALOFİ
Norveç: OSLO
Orta Afrika Cumhuriyeti: BANGİ
Özbekistan: TAŞKENT
Pakistan: İSLAMABAD
Palau: KOROR
Paraguay: ASUNCİON
Peru: LİMA
Polonya: VARŞOVA
Portekiz: LİZBON
Romanya: BÜKREŞ
Ruanda: KİGALİ
Rusya: MOSKOVA
Samoa: APİA
Senegal: DAKAR
Sierra Leone: FREETOWN
Somali: MOGADİŞU
Sri Lank: COLOMBO
Sudan: HARTUM
Suriye: ŞAM
Suudi Arabistan: RİYAD
Şili: SANTİAGO
Tacikistan: DUŞANBE
Tanzanya: DODOMA
Tataristan: KAZAN
Tayland: BANGKOK
Tayvan: TAİPEİ-TAYPEY
Togo: LOME
Türkiye: ANKARA
Türkmenistan: AŞGABAT
Uganda: KAMPALA
Uganda’nın eski başkenti: ENTEBBE
Ukrayna: KİEV
Umman: MASKAT
Uruguay: MONTEVİDEO
Venezuela: KARAKAS
Vietnam: HANOİ-HANDİ
Yemen: SANAZ
Yunanistan: ATİNA
Zambiya: LUSAKA
Zimbabve: HARARE

Portfolio

Bir dört duvar düşünün şimdi...Sınırlar yok orada,herkes herşey açık.Kartlar açık,fikirler özgür bu dört duvar arasında.Utanmayı ,sıkılmayı ,ayıplamayı yadırgamayı daha kapıdan içeri girmeden dışarıda bırakmanız zorunlu.Aklınız,fikirleriniz  ve bir de sopaya,tokada hazır bedeniniz,siz varsınız sadece.Herşey net mi şimdi?
Burası Portfolio,adına Reklam ve Yaratıcılık Okulu demişler ama laf aramızda aslında hayatı öğretiyorlar içeride.
Kalıplar arasında sıkışmışsa ruhunuz ve yenilenmeye değişmeye ihtiyacınız varsa eğer ,
yıllar geçmiş siz hala aynı durağındaysanız hayatın,
görmüyor duymuyor,dinlemiyorsanız eğer ve zaman geçerken hızla, kafanızın içinde bir şeyler dışarı çıkmak için birbiriyle yarışıyor artık saklayamıyorsanız onları karanlığın içinde  

Portfolio can yakan,gerçek acıtır sözlerini kanıtlayan bir yol sunuyor size.
İsteyene değil,hak edene kapılar açılıyor.Her gelen değil hak eden aileden sayılıyor.
Ve bazıları değil, burada aslında herkes kazanıyor.
Hani bir an gelir pes demeye yalnızca birkaç adım kalır ya hayatınızda,gücünüz tamamen tükenmiştir,yenilgi tüm benliğinizi esir almış ve siz çoktan dizlerinizin üzerine çökmüşsünüzdür.O anda son bir gayretle ayağa kalkmak gibi Portfolio.Kim ne derse desin yalnızca kendi inandığın için ölümüne bir savaş vermek gibi biraz da.
Bir gün oyun bitip de sahne kapanmadan önce  söylenecek tüm replikleri söyleyebilmek ve hayat seni yere düşürmeden  yumruğunu gökyüzüne kaldırabilmek Portfolio.
Ve Portfolio ,korkmadım,denedim belki başaramadım ama bir gün mutlaka başaracağım diyebilmek aslında.

20 Temmuz 2010 Salı

...

Ne yapabilirim ki?... Nefes alıyorum hala, soluksuz kalana kadar yaşamaya devam etmek zorundayım. Nasıl bir yük altında kalırsam kalayım, savaş meydanını terk etmeye ne kadar yakın olursam olayım ayakta ya da yerle bir bedenim devam etmek zorundayım. Şimdi durursam olmaz, şimdi durursam olmaz!
Zaten çoktan her şey serilmedi mi gözler önüne? Çoktan gardım düşmedi mi hayata karşı sanki. Onlarca geceyi sabahla buluşturmadı mı gözlerim? Olmaz denilen olurken, bitmez denenler tükenirken bir bir, zaten en dibe vurmadım mı ben daha yolun çok başındayken? En fazla ne olur ki bundan sonra?
Ya birileri ölür ya da ben...

19 Temmuz 2010 Pazartesi

Filmler vol.7



FORREST GUMP 


Yönetmen: Robert Zemeckis 
Yapım:1994 ABD
Oyuncular: Tom Hanks, Robin Wright Penn
Film Hakkında:


Forrest Gump, zeka seviyesi 75 olan bir erkeğin hayatını ele alıyor. Zeka seviyesi nedeni ile devlet okullarına girmekte bile zorlanan Forrest Gump zamanla akla mantığa uymayan başarılara imza atıyor. Her ne kadar zeka seviyesi düşük olsa da fiziksel olarak son derece sağlam olan Forrest Gump, zamanla gelişen olaylar zincirinde bizi hayal edemeyeceğimiz bir dünyaya götürüyor.Zemeckis hikâyeyi yakın Amerikan tarihindeki birçok olay ve fenomenle(Elvis Presley'den Watergate Skandalına kadar)ustalıkla ilişkilendiriyor.


En iyi film de dahil olmak üzere 6 adet Oscar ödülüne sahip.


Hayatımda izlediğim en iyi filmlerden biriydi.Bu öyle bir film ki an geliyor kahkahalarla gülüyorsunuz,an geliyor gözleriniz doluyor içinizde bir yer sızlıyor.Tom Hanks'in inanılmaz oyunculuğuna hayran kalıyor filmdeki sevdiği kızın yaptıklarıyla sinirlerinize hakim olamıyorsunuz.
Bir annenin çocuğu için yaptığı fedakarlığın boyutu sorgularken bir yandan,diğer yandan aklı fikri yerinde sapasağlam insanların hayatlarını bomboş harcadıkları düşüncesi gelip musallat olunca beyninize lanet ediyorsunuz kendinize.
Bu öyle bir film ki kazandığı her bir Oscar'ı hak etmiş helal olsun dedirtirken size,neden bunun gibisine daha fazla rastlamıyoruz ki sanki düşüncesine sürüklüyor sizi.
Ben yıllar sonra bugün izleyebildim siz de daha fazla geç kalmadan izleyin,mutlaka izleyin...


Filmden en çok aklımda kalan 2 replik var ;
"Aptalca şeyler yapan aptaldır."
"Hayat bir kutu çikolata gibi,içinden ne çıkacağını asla bilemezsin."


Bir kutu çikolata gibi tatlı,karşı konulmaz hayatlar dileğiyle...



Oyun

Bir ses, tüm duvarları yalayıp odamın içine dolan...
Tüm sessizliği yırtarcasına, kulaklarımı sağır edercesine bir ses. Ellerim düşerken boşluğa başım eğilmesin diye bir çaba içimde, cılız ama ayakta kalmanın gururuyla dimdik...
Kararan ışıklar var bir yerlerde, nefesi tükenen bedenler var diğer köşede. Bir de yaşarken ölenler var en diplerde. Başımdaki dertleri küçümsemek için bakıyorum tekrar tekrar, ardı ardına her birine. Oysa o kadar yorgun ki yüreğim çığ gibi büyüyor her geçen gün içimdeki dertlerim...
Susturamaz olduğumda kimi zaman haykırışlarını, dört bir yanıma dolar işte böyle çığlıkları. Ellerim kulaklarımda, dudaklarımda dualar yalvarsam da ben inançla, yazılmışsa kader dönülmez ki yollardan.
Tüm umutlarımı yitirmiş olsam da kısa bir zaman önce geçmişin bir köşesinde, biliyorum ki omuzlarımdan tutuyor bir güç. Ne zaman yere düşecek gibi olsam  son anda yakalıyor ensemden küçücük bir ışık yakıyor gözlerimin önünde, gülümsüyorum ben. Kaç geceyi sabah ettim, kaç güne yüreğimin üzerindeki kilolarca ağırlıkla devam ettim bilmiyorum.
Bir sahnedeyim ben, perde kapanana kadar oyun bitmez sahnelerde. Bunu bilerek, buna tutunarak oyuna devam ediyorum. İzleyiciler var sahnemin önünde. Kimi anlıyor her şeyin oyun olduğunu, daha bir anlamlı onların gözleri. Kimiyse aldanıyor tebessümlerime, oyun olduğundan bir haber kahkahalar yükseliyor göğe. Bir anlatabilsem her şeyin oyun olduğunu, söyleyebilsem nasıl da karanlığa gömüldüğünü gerçek mutlulukların, bir anlatabilsem içimdeki yıkıntıyı...

15 Temmuz 2010 Perşembe

Yorgunluk...

Saat 04:29 evdeki herkes uyuyor... Bense video hazırlamayı yeni bitirdim ve yarınki sınavıma çalışmak için sınav saatine kadar ayaktayım:(
Sabah 9:00'da dersim var ve gitmeme gibi bir lüksüm yok.
İnanılmaz yorgunum, günlerdir hiçbir şekilde dinlenecek vakit bulamıyorum. Gitgide güçsüzleştiğimi hissediyorum ama son bir gayret dayanmaya çalışıyorum.
Çok hareketli bir yaz oldu benim için,daha çok yorucu.
Birşeyler yapmak güzeldi, ilk defa bütün zamanımı gerçek anlamda boşa harcamadım. Ya okuldaydım ya kursta...
Okul bitiyor, kurs bitiyor sıra stajda.
Beni daha uzun yorucu günler bekliyor...
Azıcık soluklanabilseydim...

13 Temmuz 2010 Salı

Filmler vol.7



THE WAR


Yönetmen: Jon Avnet
Oyuncular: Kevın Costner, Elijah Wood, Mare Winningham, Lexi Landall
Yapım: 1994
Film Hakkında:




Film'de Vietnam savaşında görev alan ve sonrasında en yakın arkadaşını  saldırıya uğradıkları bir gece vurulduğu ve durumu kötü olduğu için orada bırakıp helikoptere binmek zorunda kalan ve bunun sonucunda büyük bir travma geçiren bir baba ve yaşadıkları anlatılıyor. Yaşadığı travma sonucu hastahanede tedavi görmek ve evine uzun zaman sonra dönmek zorunda kalan adam, çocuklarına daima savaşmayı değil önce konuşup anlaşmayı öğütlüyor.
Ancak hepimizin bildiği gibi 10 yaşındaki bir çocuğa bunu anlatmak zor:)
Ailesi babalarının yokluğunda sefalet içinde yaşamaya çalışıyorlar. Ve çocukların başı sık sık civardaki en belalı ailenin çocuklarıyla belaya giriyor.
Bazen kahkahalarla gülüyorsunuz bazen gözlerinizin dolmasına engel olamıyorsunuz.
Çok güzel mesajlar veren bu filmi mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum.
Bir şeyler uğruna savaşmak yerine sevgiyle her şeyin çözülebileceğine dair harika bir hikaye.



Minik adamlarım

Yalnız...

Yükseliş*

Huzur

...

Balıkçı

"İstanbul"

"uzağa,daha uzağa..."

"Ufaklık"

"eski..."

"saklı..."

"Huzur"

"çocuk olmak"

"geride kalan..."

"mutluluk"

"bekleyiş"

"nostalji"