Pages

20 Eylül 2010 Pazartesi

Kitaplığa Yeni Bir Misafir

Kitabın Adı: Ekmek Arası

Yazar: Charles Bukowski

Yayınevi: Metis

Kitap Hakkında: Bukowski'den ailesine, çocukluğuna, lise yıllarına vesaireye dair...

Diyor kitabın arkasında, benimse söyleyecek daha fazla şeyim var;







Daha önce farkında değildim Bukowski'nin. Okuyorum diye geçinirdim de bilmediğim, kelimelerine dokunmadığım, anlattıklarını beynimde kalbimde yaşatmadığım biri daha vardı işte karşımda. Sıcağın fazlasıyla rahatsız edici olduğu mevsimde, aylardan temmuz, "Onun" sayesinde öğrendim; Charles Bukowski... Öfkeli, içkiyi kadınları, küfürü seviyor diye yargılanan oysa içinden geldiği gibi, olduğu gibi, başkaları için değil kendi için yaşıyor diye alkışlanmayan.

Önce şiirlerini okudum. Her bir satır saldırgan geldi bana, fazlasıyla dürüst, fazlasıyla gerçek fazlasıyla yaşayan kelimeler. Ama sevdim, okudukça daha fazla tanımak istedim onu.

Bir akşam okumadığım için yediğim azardan sonra artık sıra Ekmek Arası'ndaydı.
Hoş o akşamın üzerinden hayli zaman geçmişti, zaman bu zamandı belki de. Herşeyi bir kadere bağladığımdan mıdır bilinmez bana iyi geldiğini hissettiğim bir zamanda başlamıştım okumaya.

Henry, onun hikayesi anlatılan. Çocukluğu, gençliği, okul yılları...
Daha ilk sayfalarda sizi alıp götüren bir dille karşılaşıyorsunuz. Sürükleyici ve yalın. Gerçek ve sizin gibi Henry.
Birçok çocuğun sokaktan eve girmek bilmediği yaşlarda onun canı yanıyor dört duvar arasında.
Daha ilk yıllarında okulun ayağına dolanıyor hayatın acımasızlığı.
Büyüyor o, evde acıyla, okulda ayakta kalma savaşıyla, içte yenilgilerle, kırgınlıklarla,  öfkeyle, inadına bir güçle.
Gün geçtikçe bileniyor o, hayata karşı, canını yakanlara karşı, üzerine basmaya çabalayanlara karşı.
Gün gelip de kalbindeki öfke güce dönüşünce ansızın bu defa can yakıyor, bu defa o acımasızlığı saçıyor etrafına.

Her bir satırda öfkeniliyorsunuz sanki, arkasını sıvazlamak istiyorsunuz bazen ya da karşınızda olsa da sımsıkı sarılsanız ne de gerçek geliyor herşey okurken.

Yaşarken öylece umursamaz, kendi hayatlarımıza gömülü kıyıda kalmışlıklar var bu satırlarda, görmediğimiz duymadığımız hayatlara bir ayna bu kitap.

Bambaşka sonlar yakıştırdım okudukça, sonuna yaklaştıkça kitabın toz pembe bir son çizdim kendimce oysa son sayfasında hikayenin herşey kocaman bir soru işaretiyle sonlanıyor önünüzde.
Daha devam etsin istiyorsunuz, böyle bitsin istemiyorsunuz bu öfke bu savaş bu talihsiz gidiş.

Sizi içine alıp hikayeye dahil eden bir kitap Ekmek Arası. Geç olmadan, hemen okunası. Bukowski'ye bir parça yaklaşmak için bir küçük yol sadece...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder


Minik adamlarım

Yalnız...

Yükseliş*

Huzur

...

Balıkçı

"İstanbul"

"uzağa,daha uzağa..."

"Ufaklık"

"eski..."

"saklı..."

"Huzur"

"çocuk olmak"

"geride kalan..."

"mutluluk"

"bekleyiş"

"nostalji"