Pages

16 Ağustos 2010 Pazartesi

Göç Yolları Ayşe Kamışlı Uçuşu #8

Ne zordur değişmek,değiştirmek...
Ne zordur alışkanlıklarını, aşinalıklarını bir tarafa bırakıp yeni denizlere yelken açmak, yeni ufuklara doğru kanat çırpmak...
Yıllar yılı bildiğin yüzlerden başkasına uzatmak elini...

Bir hayal kurar ya insan, yoktan var eder, vardan yok. Bir hayal var şimdi önümde.
Bir cesaret edebilse gönlüm, biraz karartabilse gözlerini geleceğe doğru, silinecek tüm buğusu hayallerin.
Ben çok uzun zamandır yollardayım. Öylesine kayboldum ki bu yolda yerim de yok yurdum da.
Siz bilir misiniz kendini ne yere ne göğe ait hissetmemek ne demek ? Bilir misiniz ki, her gece gökyüzü kararınca yanan ışıkların arasında benimkiler hep karanlık benimkiler hep kayıp...

Zamanını unuttuğum bir anında geçmişin, herşeyimi yitirdim ben. Sevgileri, hayalleri, umutları... Kahkahalarım bir bir silindi benim yüzümden. Daha az güler oldu gözlerim. Daha bir hüzünlü şakıdım, daha bir yalnız kanat çırptım uzağa, uzağa daha uzağa...
Günler geçti,aylar, mevsimler geçti  yollar değişti de ben hep aynı kaldım. Ben hep yalnız ben hep eksik kaldım...
Bazen durup hayatın ortasında zamana meydan okumak istedim, dursun zaman hiç akmasın, ne ben daha fazla yalnızlığa bürüneyim  ne de sabahı gece ettiğim günlere bir yenisi daha eklensin yeniden,yeniden ve yeniden...

Kelimelerim hüzün kokar benim, gözlerim yaşlıdır her daim. Hani güler dudaklarım ama içten içe acılıdır kalbim. Ne zaman bir kadeh görsem masanın en ucunda geceye selam durmuş, bir mırıltı gelir dolanır dudaklarıma, hüzne dair.
Oradan oraya savrulurken ben hayatın içinde, neşemde bile gölgeler vardı oysaki. Bir özlem adını koyamadıklarıma dair.
Şimdi tam da yol ayrımına gelmişken hayatıma dair, geçmişe doğru bir yolculuk içimdeki. Ne çok yanlış yapmışım meğer.
Olmazları oldurmaya çalışırken, değmezlere değer diyip yüreğimi yerlere sererken, gidilmezlere doğru koşulsuz şartsız yol alırken  ne de yanılmışım meğer.
Dönüp gidebilsem şimdi hayat   filmimin  o karelerine süphesiz bir başka yazılırdı senaryo.
Pişmanlığımla düşerken omuzlarım boşluğa, belirsizliğin dayanılmaz cazibesi esir alıyor tüm benliğimi.
Şimdi, ya devam edecek yolculuğum ya pes edeceğim çaresizlikle.

Gecenin o bildik sessizliğinde içimde huzursuz bir cesaretle kanat çırpıyorum hayallere.
Yol aldıkça küçük bedenim daha da ağırlaşıyor geçmişin yükleri sırtımda.
Korkuyor, hızlanıyorum.
Hızlanıyor, telaşlanıyorum. Her hayalkırıklığım gibi bir darbe daha almaktan minik kalbime. Öylesine yorgun  ve öylesine kimsesiz ki ihtiyacım var bir başka eli tutmaya. Ben belirsizliğe doğru ilerlerken adım adım ihtiyacım var kollarına sarılıp güç bulmaya.
Gitgellerimde boğulurken ben varıyorum yeni durağıma.
Daha bir heyecanla atıyor kalbim, şimdi daha bir hızlı soluklarım.
Ürkek adımlarla ayak basıyorum yere. Nasıl da titrek nasıl da korkak her bir adım.
Sonsuz bir karanlığa düşer gibi düşüyorum endişenin kucağına.
Tam yere çakılacakken aniden bir çift göz karşılıyor beni en ucunda karanlığın.
Bu defa sorularla ben ilerliyorum ona, adım adım heyecanla...


önceki durak:  http://portfoliovonur.blogspot.com/2010/08/goc-yollar-ayse-kamsl-ucusu-7.html
Sonraki durak:  http://baliketlidenizkizi.blogspot.com/

5 yorum:

  1. Çok hüzünlendirdin bizi ama:)))Kelimelerinin sihri ile dokundun kalbimize...Belki de kayboldukça yollarda hatırlıyoruz nerede olduğumuzu, hayallere dokundukça ve hayata meydan okudukça var oluyoruz. Eline, yüreğine sağlık...

    YanıtlaSil
  2. Teşekkür ederim Gökhan Abicim benim de biraz duygusal zamanıma geldi sanırım,biraz da hep bir yol ayrımlarında kaldığımdan mıdır bilinmez çok fena bir noktada bana geldi sıra...

    YanıtlaSil
  3. ben de kendinle çok güzel ilişkilendirdiğini düşündüm okuyunca. sen kuş olmuşsun özlem, müthiş bir şey yapmışsın. büyük olasılıkla bu hikayeye emek veren kimse yapamamıştır şimdiye kadar.. bir geçiş dönemi olmuş, zaten pek bir olay da olmuyor. kuşun kafası karışıyor. bu güzel. gerçekten güzel paslar ;)

    YanıtlaSil
  4. çok teşekkürler Onur böyle düşünmen beni çok mutlu etti inan :)

    YanıtlaSil


Minik adamlarım

Yalnız...

Yükseliş*

Huzur

...

Balıkçı

"İstanbul"

"uzağa,daha uzağa..."

"Ufaklık"

"eski..."

"saklı..."

"Huzur"

"çocuk olmak"

"geride kalan..."

"mutluluk"

"bekleyiş"

"nostalji"